Artvin’de 3 Eylül 2024 tarihinde maden şirketinin ağaç kesimini protesto eden Reşit Kibar’ın öldürülmesiyle ilgili davanın 5. duruşması Artvin Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleştirildi. Duruşmayı, CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, CHP Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı, CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, SOL Parti MYK Üyesi Alper Taş ve Halkevleri Genel Başkanı Nebiye Merttürk’ün de aralarında bulunduğu çok sayıda siyasetçi ve çevre örgütü temsilcisi takip etti.
Duruşma öncesinde bir basın açıklaması yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, Reşit Kibar’ın doğasını, suyunu ve havasını koruduğu için hedef alındığını vurguladı. Rızvanoğlu, yaşam savunucularının yanında olduklarını belirterek, çevre mücadelesini güçlendirmek ve adalet arayışını sürdürmek adına davayı dikkatle takip ettiklerini ifade etti. Kibar’ın ailesinin yaşadığı acıya da dikkat çeken Rızvanoğlu, kimsenin böyle bir mağduriyet yaşamaması gerektiğini dile getirdi.
CHP Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı, Reşit Kibar’ın doğayı savunurken hayatını kaybettiğini hatırlatarak, sürecin sadece tetikçiyle sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı. Ocaklı, olayın arkasındaki güçlerin de ortaya çıkartılması gerektiğini dile getirdi.
CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, davanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını belirtti. SOL Parti MYK Üyesi Alper Taş ise Reşit Kibar’ın mücadelesinin kendilerine büyük bir sorumluluk yüklediğini söyledi. Kibar’ın yaşam alanlarını savunurken katledildiğini ifade eden Taş, bu davanın kendi davaları olduğunu belirtti ve Artvin’in hala önemli bir tehdit altında olduğunu vurguladı. Taş, “Maden ve HES şirketleri Artvin’in üzerine çullanmış durumdalar” diyerek, bu davanın çıkacak kararının bu saldırılara karşı ne kadar caydırıcı olacağını göreceklerini ifade etti.
Halkevleri Genel Başkanı Nebiye Merttürk de duruşmada şirketlerin sorumluluğunu meşrulaştırmaya çalıştığını belirterek, bunun Türkiye’deki benzer mücadelelerin bir yansıması olduğunu söyledi. Soma, Akbelen ve diğer çevre direnişlerine atıfta bulunan Merttürk, mücadelenin doğayı koruyanlar ile bu alanları sömürenler arasında olduğunu vurguladı. Merttürk, sadece tetikçilerin değil, tüm sorumluların yargılanması gerektiğini ifade etti ve davanın doğa mücadelesi açısından emsal oluşturacağına inandığını belirtti.