İstanbul’da gazeteciler, BirGün muhabiri Sarya Toprak’ın Gülistan Doku soruşturmasıyla ilgili haberleri nedeniyle hedef gösterilmesine ve babasının işten uzaklaştırılmasına sert tepki gösterdi. Çağlayan Adliyesi önünde bir araya gelen basın meslek örgütleri, gazetecilerin aileleri üzerinden yapılan tehditlerin, halkın haber alma hakkına yönelik açık bir saldırı olduğunu vurguladı.
12 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleştirilen basın açıklamasında, Sarya Toprak’a destek veren gazeteciler, hedef gösterilmenin kabul edilemez olduğunu belirtti. Açıklamada, “Bu saldırı, hakikatin peşinden giden gazetecilere verilmiş açık bir gözdağıdır” denildi. Toprak’ın babası Hasan Toprak’ın görevden alınmasının, kızının haberlerine karşı bir intikam hedefiyle gerçekleştirildiği ifade edildi.
Toprak, açıklamada şunları söyledi: “Bugün burada olan herkesin destekleri için teşekkür ediyorum. İçinde bulunduğumuz dönem, bu rejime itaat etmeyen herkesi hedef alan bir anlayışla dolu. Medyanın büyük bir kısmı, yandaş görüşleri yaymak ve muhalifleri şeytanlaştırmak için bir araç olarak kullanılıyor.”
BirGün gazetesinin basın açıklamasını ise muhabir Melisa Ay okudu. Açıklamada, “Kadın cinayetleri, şüpheli kadın ölümleri ve kayıp kadın dosyalarında gazetecilerin susturulmaya çalışılması, kamu gücünün ve siyasi ilişkilerin sorgulanmadığı bir ortam yaratma çabasıdır” denildi.
Toprak’ın hedef gösterilmesi, Yeni Akit yazarlarından Zekeriya Say tarafından açıkça yapılırken, muhabirimiz birçok iftira ve karalamayla karşı karşıya kaldı. Bu durumu sadece sosyal medya üzerinden yürütülen bir linç kampanyası olarak görmek yanıltıcıdır; kamu gücü, Sarya Toprak’ın ailesini de hedef alarak kötüye kullanılmıştır. 30 yıllık kamu emekçisi olan Hasan Toprak, kızının haberleri nedeniyle asılsız iddialarla görevden uzaklaştırıldı.
BirGün gazetesi, daha önce birçok kadın cinayetinin peşine düşerek, susturulmak istenen kadınların sesine ses olmuştur. Sarya Toprak’ın, Gülistan Doku cinayeline dair yaptığı haberler dolayısıyla hedef alınması, sadece bir haber alma hakkının ihlali değil; aynı zamanda kadınların yaşam hakkını savunanların, kayıp kadın dosyalarının takipçilerinin ve kamuoyunun gerçekleri öğrenme arayışının da hedef alındığı bir saldırıdır. Bu durum, hakikatin peşinden giden gazetecilere karşı açık bir gözdağıdır.