Karar verebilme gücü

Karar Vermek ve Harekete Geçmek: İyi Bir Lider Olmanın Ön Şartı

Plazadaki odasına çekilip aynı dosyaya, aynı iş fikrine bakıp bakıp ilk adımı atamayanlar… Yeni bir teklif alıp her gün “yarın” deyip seçimlerini erteleyenler…

Fırsat kapıyı çaldığında, şüphe ile korku arasında gidip gelenler… Yıllardır mutsuz olduğu bir ilişkide kalıp, gitmekle kalmak arasında sıkışanlar…

Başka bir yere taşınma fikriyle yıllarını geçirenler… Mail taslağını defalarca yazıp silip, “Gönder” tuşuna bir türlü basamayanlar…

Bir restoranda menüyü defalarca baştan sona okuyup yine de sipariş veremeyenler… Bir mağazada dolaşıp, deneyip, elindekini yerine bırakıp çıkanlar…

“Biraz daha hazır olayım” deyip hayatını sürekli askıya alanlar… Küçük ya da büyük, zordur karar vermek. İnsan kendini kapana kısılmış gibi hisseder.

Sanki ortada görünmeyen bir savaş vardır; bir seçeneğe yürürken, diğeri pusuda bekliyordur. Tam “işte bu” dediğin anda, vazgeçtiğin ihtimal daha parlak, daha cazip görünmeye başlar.

Kararsızlığın bedeli ağır bir yükü taşımak gibidir; enerjiyi emer, zihni yorar, kalbi sıkıştırır. Alınamayan her karar, titrek adımlarla ilerleyen, özgüveni yarım kalmış bir bireyin habercisidir.

Bu yüzden karar verebilmek, bu karar üzerine harekete geçebilmek önemlidir. Başarılı bir birey, ilham veren bir lider olmanın ön koşulu karar verebilmektir. Karar vermek sadece bir tercih değildir, aynı zamanda kendi kaderini çizme cesaretidir.

Herkesin sustuğu yerde sorumluluk alabilmek, herkes beklerken adım atabilmektir. Dış faktörlerin değil, kendi yarattığın hikâyenin başlangıcıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir